Türkçe English Ruska ISSN: 1308-9188

Cenk Savran

Yahşi Batı “Adamlar Yapmış, Helal Olsun”

Zoom Out! Zoom in!

  Tüm yazılar

Aziz Bey ile Lemi Bey, 19. yüzyılın sonlarında padişahın emriyle Amerika’ya gitmek için yola çıkarlar. Yanlarında da hediye olarak verilmek üzere çok değerli bir elmas taş ve yüksek miktarda para vardır. İkili Amerika’ya varınca, gidecekleri yere ulaşmak için bir posta arabasına binerler.

 

Lemi Bey ile Aziz Bey bu yolculuk esnasında soyulurlar. Önce ellerinden elmas taş gider, sonra da paralarını kaptırırlar. İki Osmanlı, kaptırdıkları parayı tekrar toparlamak için ödül avcılığı yaparlar.

Gördükleri ‘Wanted’ ilanlarını kendilerine uyarlayıp, sırasıyla aranan haydutların yerine geçer ve ödül avcılığıyla para kazanmaya çalışırlar. Biri haydut olur, diğeri onu yakalar ve başlarına her defasında bin bir olay gelir. Tam canlarından olacakken Aziz Bey aslında ödül avcısı olmadıklarını, Lemi Bey’in haydut olmadığını, ikisinin de Osmanlı olduğunu anlatmaya çalışır.

 

 

Cem Yılmaz’ı ve bildiğiniz komik unsurları filmden çıkartın ya da en azından onların olmadığı sahneleri düşünün. Çok başarılı bir western filmi ile karşı karşıyayız. Öncelikle, bu filmde emeği geçen herkesin hakkını verelim. Dekoru, kostümü, çekimleri, oyunculukları ve hatta klişeleri ile muazzam bir western filmi var karşımızda.

 

 

Ülkemizde maalesef bazı kişilere karşı gelişen toplumsal bir hareket var. Cem Yılmaz’da bunlardan birisi. Bugüne kadar yaptığı her iş öyle ya da böyle belli bir başarı elde etmiş olmasına rağmen yaptığı hiçbir işi beğendirememek gibi bir şanssızlık yaşıyor Yılmaz. Cem Yılmaz’ın yanında hiçbir meziyeti olmayan, tamamen parodilerden oluşan (ki parodilerin kalitesi de tartışılır) ve adına sinema dedikleri işleri yapanlar el üstünde tutuluyor. Ben de bunu anlamakta güçlük çekiyorum.

 

 

Her neyse Yahşi Batı’ya dönelim. Bu filmin sahnelerini herhangi bir yabancıya izletirseniz, bu filmin Amerikan yapımı bir western olduğunu düşünecektir. Bunun sebebi ise filme gerçekten bir emek harcanması ve özenli çalışan bir ekibin kurulmuş olmasıdır. Dekor, kostüm, kamera açıları, kullanılan filtreler, renkler kısaca görsel zenginliği, bütünlüğü sağlayacak her şey çok doğru ve ustaca hazırlanmış, kullanılmış. Yıllardır pazar sabahları TRT’de izlediğimiz western filmlerinden eksiği yok fazlası var Yahşi Batı’nın.

 

 

Eğer Cem Yılmaz komedi filmi değil de gerçek bir western filmi çekmek isteseymiş, bu senaryo ile bu işi yapabilirmiş. Dönemin önemli devletlerinden birinin Sultan’ından, dönemin yükselen yıldızı başka bir devletin başkanına gönderilen nadide bir hediye. Bu hediyeyi ulaştırmakla görevli kahramanların başına gelen aksilikler vs vs.

Oyunculuklardan bahsedecek olursak Zafer Algöz’ü ayrı bir yere koyalım ve diğerlerinden öyle bahsedelim. Tüm oyuncular bu keyifli westernde üzerlerine düşeni yapmışlar. Hatta daha fazlasını yapıp öne çıkan kimi isimlerde var. Fakat dediğim gibi Zafer Algöz’ü ayrı tutalım. “Kayserili” şerif, hem aksanıyla hem oyunculuğuyla izleyenlere gerçekten çok keyif veriyor.

 

 

Cem Yılmaz, Ozan Güven ve Özkan Uğur artık bir arada oynaya oynaya birbirlerinin kimyasına nüfuz ettiler ve bir arada gerçekten işi çok güzel götürüyorlar. Bu filmde aralarına katılan Demet Evgar’dan bahsedecek olursak, Demet gerçekten başarılı ve izlemesi keyifli bir oyuncu. Özellikle “Bir Kadın Bir Erkek” dizisinden sonra hayran kitlesini hızla artıran Evgar’ın önündeki en ciddi problem, komik kadın etiketinin üzerine yapışacak gibi görünüyor olması. Dizideki enerjisini bu filme de taşımış Evgar ve karşısındaki bu başarılı ve uyumlu ekibe hemen uyum sağlamış.

Filmin başarısındaki en önemli unsurlardan bir diğeri de hepimizin aşina olduğu kimi detayların keyifli bir şekilde filmde sunulmasıydı. Detaylar ve klişeler. Bir western filminden bahsediyorsak eğer, Posta Arabası soygunu olmalı mutlaka, Kızılderililer de, kötü şerif ve taş ocakları da. Hatta katran ve tüyde olmalı ki bir western izlediğimizi anlayalım. Rüzgarda uçuşan çalı ve toz o kadar önemli ki hatta onun için bir sekans yazılmış. Ki bence çokta güzel olmuş. Kızılkayalar ve Bambi ise özellikle İstanbullu ve İstanbul’u bilen izleyiciler için hoş bir detay olarak yerini almış filmde.

 

 

Sonuç olarak tüm olumsuz yorumlara, eleştirilere rağmen Cem Yılmaz’ın elinden yine başarılı bir iş çıkmış. Cem Yılmaz filmlerinin artık bir tarzı oluşmaya başladı. Bunu bilerek filmlerini izlemek gerekiyor. Eğer stand-up yapan Cem Yılmaz’ı ararsanız hüsrana uğramanız kaçınılmaz. Tıpkı karikatürist Cem Yılmaz’ın sahneye çıkmadığı gibi.

 

 

Gülmekten karnınıza ağrılar girmeyecek belki (gerçi filmi izlerken arka sıramda oturan arkadaş, sanırım karın ağrısından birkaç gün uyuyamamıştır.) ama kesinlikle keyifli, eğlendiren bir film var karşımızda. Osmanlı ve Vahşi Batı sentezini görüp aradaki zıtlıklardan çıkan komedi ile eğleneceksiniz. İlk olarak Amerika’da çıktığını sandığımız birçok şeyin aslında Osmanlı’dan Cem Yılmaz tarafından bulunduğunu görüp(!) keyifle gülümseyeceksiniz.

Bu kadar emek harcanmış, çalışılmış, zekice yazılmış bir filmi izleyip güzel iki saat geçirmek istiyorsanız Yahşi Batı’yı sakın kaçırmayın. Fragmanında da dediği gibi;” Adamlar Yapmış, Ulan Helal Olsun.”

Hepinize İyi Seyirler…

ID: ART1322 | 17.01.2010 02:40 | Hit: 356 | Contact author Sayfayı yazdır RSS Feed

 Enver Öztürk Tayfun Özkaya  Cenk Savran  Ali Cenan Akpınar Şeyda KOLANCI  Hüseyin Laptalı Erdoğan Kırmızıoğlu Yılmaz Kolak  Berhan Bıyıkoğlu Konuk Yazarlar