Dünyanın en önemlileri arasında kabul edilen Fenerbahçe Galatasaray derbisi büyük keyf verdi, seyredenler futbola doydu. Maç başlayınca gördük ki; Galatasaray maça psikolojik olarak üstün çıkmıştı. Bu üstünlüğün oluşmasında Okan Hoca’nın dersine çok daha iyi hazırlanmasının, Şampiyonlar liginden elenmesine karşın süper lige 5’te 5 yaparak başlamış olmasının, Galatasaray takımının bir futbol ezberinin oturmuş olmasının etkisi büyük. Ancak, takıma bir fırsat transferi olarak katılan ve halen Dünyanın en pahalı 3. futbolcusu olan Victor Osimhen’in takıma getirdiği yeni havanın çok daha belirleyici olduğu açık.
Galatasaray maça çok rahat başladı: Torreira, Mertens ve Sara üçlüsünden oluşan orta saha adeta Fenerbahçe’yi sıradan bir takım havasına çevirdi. Osimhen’in varlığı Fenerbahçe savunmasının kimyasını bozdu. Arka arkaya gelen 2 gol Fenerbahçe’nin en büyük gücü olan taraftarını da susturunca maç Galatasaray için iyice kolaylaştı. Fenerbahçe ilk yarıda ilk 15 dakika boyunca seyirci desteği ile oyunu rakip alana yığmaya çalıştı, ancak arka arkaya gelen gollerden sonra büyük oranda sol kanattan Oosterwolde ve Maximin üzerinden Galatasaray kalesine yaklaşmaya çalıştı. Buna karşın, Galatasaray takımının kompak oyunu bu atakları kolay savuşturdu.
Maçın ikinci yarısında yeni transferlerinden Amrabat’ı da sahaya süren Fenerbahçe rakip alana doğru yüklendi ancak, Galatasaray’ın güçlü oyununa karşı etkili bir taktiksel başarı sağlayamadılar. Buna karşın, Galatasaray’da Gabriel Sara muhteşem hareketlerini başarılı bir gol vuruşuyla bitince 3-0’a gelen skor psikolojik üstünlüğü görünür hale getirdi. Tartışmalı penaltı golü Fenerbahçe’nin oyun üstünlüğünü almasına yetmedi.
Temaslı oyuna ve bolca sarı kart çıkmasına rağmen seyir açısından çok keyifli bir derbi maçıydı. 6’da 6 yapan Galatasaray için işler yolunda görünüyor. Fenerbahçe’nin iddialı şampiyonluk yarışı için oyununu geliştirmesi gerektiği görülüyor.









