Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, “Buradan bir kez daha, sizler aracılığıyla tüm dünyaya seslenmek istiyorum. Kaynağı, gerekçesi, yöntemi ne olursa olsun her türlü terör eylemini şiddetle kınıyorum. Masum insanlara, çocuklara, kadınlara yönelik saldırıların, onları öldürmenin, onlara zarar vermenin hiçbir inançta, hiçbir ideolojide, hiçbir anlayışta asla yeri yoktur, olamaz” dedi.Eğitim Bakanlığının ev sahipliğinde düzenlenen OECD Eğitim Bakanları Gayriresmi Toplantısı’nın açılışında yaptığı konuşmada, zulmün olduğu yerde demokrasinin olmayacağını vurgulayarak, “İnsan hayatının hiçe sayıldığı yerde hak ve özgürlükten söz edilemez. Savaşın, çatışmanın, ölümün olduğu yerde bu kavramların hiçbirinin anlamı yoktur” dedi.
Bugün dünyada, özellikle de bölgede maalesef zulmün ve ölümün var olduğunu, insanın yok sayıldığını, ne yazık ki çıkar mücadeleleri olduğunu belirten Erdoğan “Masumu, çocuğu öldüren şu anda işte komşumuz Suriye’de Esed’se en büyük zalim odur. Masumu, çocuğu öldüren şu veya bu örgütse, Esed’den hiçbir farkı yoktur, Adı Müslümanmış... Hayır, İslam’da terorist olamaz. İster El Kaide olsun, ister şu olsun, bu olsun. Bunların hepsini biz kınıyoruz, lanetliyoruz. Çünkü İslam bir barış dinidir ve bunun en önemli kutlu ilkelerinden bir tanesi, ‘bir insanı öldüren tüm insanlığı öldürmüş gibidir.’ Bu ilkeden hareketle kimsenin böyle bir yetkisi, böyle bir hakkı yoktur. Bu tavır, bu duruş her şeyden önce bir defa barışa yönelik olmalıdır ve aynı zamanda bu insan olmanın da gereğidir.”
‘BM Felç olmuş’
Dünyanın, bir yanda refahın ve tüketimin, diğer yanda sefaletin ve zulmün sınırları zorladığı bir iklimde yoluna daha fazla devam etmesinin mümkün olmadığını ifade eden Erdoğan, “Bu çarpıklığa seyirci kalmaya devam etmek, dünyanın kendi kendini zehirlemesine göz yummaktır. Unutmamalıdır ki, bu ateş, eninde sonunda herkese değer ve herkesi yakar. Biz bunun için Birleşmiş Milletler (BM) ve BM Güvenlik Konseyi başta olmak üzere, küresel yönetimde söz sahibi uluslararası örgütlerin yapılarında reforma gidilmesi gerektiğini savunuyoruz. Zira sürekli tıkanan, ideolojik yaklaşımlarla maalesef kendini yenileyemeyen bir BM Güvenlik Konseyi’nin, dünya barışına katkı sağlaması mümkün değildir. Şu anda da BM Güvenlik Konseyi’ni doğrusu ben de felç bir halde görüyorum. Felç olmuş bir halde görüyorum. 5 ülkenin iki dudağı arasına sıkışmış bir adalet olamaz. Bunun bir değişkenliğinin olması lazım.
Bu değişkenlik olmadığı sürece icabında bir ülkenin iki dudağı arasında adalet bekleyemezsiniz. Bir ülke ‘Hayır’ dedi mi her şey bitiyor. Bu nasıl bir dünya? 196 üyesinin olduğu BM’den siz karar çıkaramıyorsunuz. Niye? Bir değişim yok. 10 tane geçici üye var, bu geçici üyelerin hiçbir kıymeti yok. Her şey o 5 tane üyenin. O beş tane üyeden bir üye ‘hayır’ derse mesele bitmiştir.
Böyle bir adalet mümkün değil. Artık biz Birinci Dünya Savaşı’nın, İkinci Dünya Savaşı’nın sonrası dönemleri yaşamıyoruz. Onlar çok geride kaldı. Bunun da update edilmesi lazım, güncellenmesi lazım. Bu güncellenmezse bizim netice almamız mümkün değil. Bir taraftan ‘demokrasi’ diyeceksiniz ama demokrasiyi birilerinin istediği şekilde yaşayacaksınız. Bu olmadığı sürece otokrasiden kurtulmak mümkün değil.”
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul’da 2016 yılında düzenlenecek Dünya İnsani Zirvesi’ne kadar geçecek süreçte, bu konularda somut adımlar atılmış olmasını dilediklerini ifade ederek, “Biz bu doğrultuda her türlü çabayı göstermeye, mücadele etmeye kararlıyız. Elimizden gelen gayreti de göstereceğiz” diye konuştu.
Erdoğan, katılımcılara bu çabalara destek vermelerini beklediklerini dile getirerek, toplantının hayırlı olmasını ve başarılı geçmesini diledi.
Bugün dünyada, özellikle de bölgede maalesef zulmün ve ölümün var olduğunu, insanın yok sayıldığını, ne yazık ki çıkar mücadeleleri olduğunu belirten Erdoğan “Masumu, çocuğu öldüren şu anda işte komşumuz Suriye’de Esed’se en büyük zalim odur. Masumu, çocuğu öldüren şu veya bu örgütse, Esed’den hiçbir farkı yoktur, Adı Müslümanmış... Hayır, İslam’da terorist olamaz. İster El Kaide olsun, ister şu olsun, bu olsun. Bunların hepsini biz kınıyoruz, lanetliyoruz. Çünkü İslam bir barış dinidir ve bunun en önemli kutlu ilkelerinden bir tanesi, ‘bir insanı öldüren tüm insanlığı öldürmüş gibidir.’ Bu ilkeden hareketle kimsenin böyle bir yetkisi, böyle bir hakkı yoktur. Bu tavır, bu duruş her şeyden önce bir defa barışa yönelik olmalıdır ve aynı zamanda bu insan olmanın da gereğidir.”
‘BM Felç olmuş’
Dünyanın, bir yanda refahın ve tüketimin, diğer yanda sefaletin ve zulmün sınırları zorladığı bir iklimde yoluna daha fazla devam etmesinin mümkün olmadığını ifade eden Erdoğan, “Bu çarpıklığa seyirci kalmaya devam etmek, dünyanın kendi kendini zehirlemesine göz yummaktır. Unutmamalıdır ki, bu ateş, eninde sonunda herkese değer ve herkesi yakar. Biz bunun için Birleşmiş Milletler (BM) ve BM Güvenlik Konseyi başta olmak üzere, küresel yönetimde söz sahibi uluslararası örgütlerin yapılarında reforma gidilmesi gerektiğini savunuyoruz. Zira sürekli tıkanan, ideolojik yaklaşımlarla maalesef kendini yenileyemeyen bir BM Güvenlik Konseyi’nin, dünya barışına katkı sağlaması mümkün değildir. Şu anda da BM Güvenlik Konseyi’ni doğrusu ben de felç bir halde görüyorum. Felç olmuş bir halde görüyorum. 5 ülkenin iki dudağı arasına sıkışmış bir adalet olamaz. Bunun bir değişkenliğinin olması lazım.
Bu değişkenlik olmadığı sürece icabında bir ülkenin iki dudağı arasında adalet bekleyemezsiniz. Bir ülke ‘Hayır’ dedi mi her şey bitiyor. Bu nasıl bir dünya? 196 üyesinin olduğu BM’den siz karar çıkaramıyorsunuz. Niye? Bir değişim yok. 10 tane geçici üye var, bu geçici üyelerin hiçbir kıymeti yok. Her şey o 5 tane üyenin. O beş tane üyeden bir üye ‘hayır’ derse mesele bitmiştir.
Böyle bir adalet mümkün değil. Artık biz Birinci Dünya Savaşı’nın, İkinci Dünya Savaşı’nın sonrası dönemleri yaşamıyoruz. Onlar çok geride kaldı. Bunun da update edilmesi lazım, güncellenmesi lazım. Bu güncellenmezse bizim netice almamız mümkün değil. Bir taraftan ‘demokrasi’ diyeceksiniz ama demokrasiyi birilerinin istediği şekilde yaşayacaksınız. Bu olmadığı sürece otokrasiden kurtulmak mümkün değil.”
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul’da 2016 yılında düzenlenecek Dünya İnsani Zirvesi’ne kadar geçecek süreçte, bu konularda somut adımlar atılmış olmasını dilediklerini ifade ederek, “Biz bu doğrultuda her türlü çabayı göstermeye, mücadele etmeye kararlıyız. Elimizden gelen gayreti de göstereceğiz” diye konuştu.
Erdoğan, katılımcılara bu çabalara destek vermelerini beklediklerini dile getirerek, toplantının hayırlı olmasını ve başarılı geçmesini diledi.
















