Başbakan Erdoğan, Çivril Cumhuriyet Meydanı’nda düzenlenen toplu açılış törenlerinde yaptığı konuşmada, birçok yatırımın temelinin atıldığını vurgulayarak, şöyle konuştu:
“Geliyorlar, bunların önünde dikiliyorlar. İşte İstanbul Boğazı’nda 3. köprü. Allah’tan yol bulamıyorlar da şimdilik, oraya kadar gidemiyorlar. Denizden şöyle bir grup gidiyorlar, oralarda biraz gösteri mösteri yapıyorlar kalıyor. Biz bu köprüyü yapacağız, boşuna uğraşmayın. Bu köprü, 4 gidiş, 4 geliş, ortasından tren gidiyor tren, bunu görmemiş bunlar. Takıldıkları yer, ‘Niye bunun adını Yavuz Sultan Selim koydunuz?’ Ne olacaktı? Oturduk, konuştuk, istişaremizi yaptık, ‘Buranın adını da Yavuz Sultan Selim Köprüsü koyalım’ dedik. Biz ecdadımızla büyüdük, övünüyoruz. O kısa padişahlığında, ülkemizi nereden nerelere getirdi. İnkar mı edecektik onları? Onları hatırlamak için bu isimlerle yad ediyoruz. 29 Ekim 2015’te orayı açacağız.”Marmaray’ı 29 Ekim’de açacaklarını kaydeden Erdoğan, şunları ifade etti:
“Denizin altında, boğazın 62 metre derinliğinde Yüksek Hızlı Tren geçecek. Pekin’i Londra’ya bağlıyoruz, nereden? Türkiye üzerinden. Allah’tan boğazın altından geçtiği için görmüyorlar. Görseler onun için de gösteri yapmaya çalışırlar. Bunlar böyle. Bunlar 1. köprüye karşı çıktılar, 2. köprüye karşı çıktılar, 3’e karşı çıkıyorlar. Şimdi boğazın altından geçene de karşı çıkacaklar fakat çıkamıyorlar, görmüyorlar. 29 Ekim’de açacağız, ondan sonra da hiç ar etmeden trenlerle seyahat edecekler. Hayırlı olsun. At denize, balık bilmezse Halik bilir, bizim yaptığımız budur. Bu arada biz, boğazın altından bir yatırım daha yapıyoruz. İki tünelli, otomobillerin geçmesi için de tüp geçit yapıyoruz. O da 2015’te açılacak. Bir de İstanbul’a yıllık kapasitesi 100 milyon yolcu olan dünyanın ilk üçü içinde yer alan havalimanını başlattık. Hem buradan para kazanıyoruz, 25 yıllığını 23 milyar Euro’ya verdik ve 25 yıl sonra bize devredecekler ve çok modern ve dünyanın ilk üçü arasındaki bir havalimanına sahip olacağız. Onun yanı başına da Kanal İstanbul yapıyoruz. Onun da şu an ihalesine hazırlanıyoruz. Bu bir çevre projesidir ve İstanbul Boğazı’nı koruma altına alıyoruz. Ağır tonajlı gemiler, oradan geçecek. Aynı zamanda kanal gemilerini oralarda çalıştıracağız. Oradaki mimariyle farklı bir oluşumu, farklı şehir içinde şehirleri İstanbulumuza kazandıracağız.”“MUHALEFET, HANGİ YÜZLE ÇİVRİL’E GELECEK?”Erdoğan, artık yeni bir döneme girildiğine dikkat çekerek, şunları ekledi:
“Artık Denizli, İlçe Belediyesi değil, Büyükşehir Belediyesi oldu. ‘Başbakan Denizli’nin ilçe olduğunu nereden çıkardı?’ diyeceksiniz. Geçmişte il belediyeleri var ya, bunlar aslında merkez ilçe belediyesidir. 16 tane büyükşehir vardı; bunlar da İstanbul, Kocaeli gibi değildi. Sadece belli çapta ilçeleri kaplayan büyükşehirlerdi. Şimdi getirdiğimiz yasayla ilin mülki sınırlarını ve 750 bin nüfusun üzerinde olanları büyükşehir haline getirdik. Buna köyler dahil ama artık köy yok büyükşehirlerde, mahalle var. Şimdi Çivril’in 5 binlik nazım imar planını Denizli Büyükşehir Belediyesi yapacak. İlçe belediyesi, büyükşehir belediyesiyle bu konularda ters düşmeyecek. Altyapı, su, kanalizasyon birçok yerde ilçe belediyelerimiz bunları başaramıyor ama şimdi bunu büyükşehir belediyesi ele alacak. Niye bunu yaptığımızı anlıyor musunuz? Çünkü ben damdan düştüm. Büyükşehir belediye başkanlığından geliyorum. Neyi zor, neyin kolay olduğunu, yanlış olduğunu gördüm. Dedim ki, gelin bunu yapalım. Muhalefet bize, ‘Bunlar yanlış’ dedi. Anayasa Mahkemesi’ne gittiler. Şimdi bu muhalefet, hangi yüzle Çivril’e gelecek de ‘Bu işi en iyi biz yaparız’ diyecek? Hani kötü dediniz? Bu iş olmaz dediniz, Anayasa Mahkemesi’ne gittiniz. Şimdi hangi yüzle geliyorsunuz? Bilmezler bu işi.”(
“Geliyorlar, bunların önünde dikiliyorlar. İşte İstanbul Boğazı’nda 3. köprü. Allah’tan yol bulamıyorlar da şimdilik, oraya kadar gidemiyorlar. Denizden şöyle bir grup gidiyorlar, oralarda biraz gösteri mösteri yapıyorlar kalıyor. Biz bu köprüyü yapacağız, boşuna uğraşmayın. Bu köprü, 4 gidiş, 4 geliş, ortasından tren gidiyor tren, bunu görmemiş bunlar. Takıldıkları yer, ‘Niye bunun adını Yavuz Sultan Selim koydunuz?’ Ne olacaktı? Oturduk, konuştuk, istişaremizi yaptık, ‘Buranın adını da Yavuz Sultan Selim Köprüsü koyalım’ dedik. Biz ecdadımızla büyüdük, övünüyoruz. O kısa padişahlığında, ülkemizi nereden nerelere getirdi. İnkar mı edecektik onları? Onları hatırlamak için bu isimlerle yad ediyoruz. 29 Ekim 2015’te orayı açacağız.”Marmaray’ı 29 Ekim’de açacaklarını kaydeden Erdoğan, şunları ifade etti:
“Denizin altında, boğazın 62 metre derinliğinde Yüksek Hızlı Tren geçecek. Pekin’i Londra’ya bağlıyoruz, nereden? Türkiye üzerinden. Allah’tan boğazın altından geçtiği için görmüyorlar. Görseler onun için de gösteri yapmaya çalışırlar. Bunlar böyle. Bunlar 1. köprüye karşı çıktılar, 2. köprüye karşı çıktılar, 3’e karşı çıkıyorlar. Şimdi boğazın altından geçene de karşı çıkacaklar fakat çıkamıyorlar, görmüyorlar. 29 Ekim’de açacağız, ondan sonra da hiç ar etmeden trenlerle seyahat edecekler. Hayırlı olsun. At denize, balık bilmezse Halik bilir, bizim yaptığımız budur. Bu arada biz, boğazın altından bir yatırım daha yapıyoruz. İki tünelli, otomobillerin geçmesi için de tüp geçit yapıyoruz. O da 2015’te açılacak. Bir de İstanbul’a yıllık kapasitesi 100 milyon yolcu olan dünyanın ilk üçü içinde yer alan havalimanını başlattık. Hem buradan para kazanıyoruz, 25 yıllığını 23 milyar Euro’ya verdik ve 25 yıl sonra bize devredecekler ve çok modern ve dünyanın ilk üçü arasındaki bir havalimanına sahip olacağız. Onun yanı başına da Kanal İstanbul yapıyoruz. Onun da şu an ihalesine hazırlanıyoruz. Bu bir çevre projesidir ve İstanbul Boğazı’nı koruma altına alıyoruz. Ağır tonajlı gemiler, oradan geçecek. Aynı zamanda kanal gemilerini oralarda çalıştıracağız. Oradaki mimariyle farklı bir oluşumu, farklı şehir içinde şehirleri İstanbulumuza kazandıracağız.”“MUHALEFET, HANGİ YÜZLE ÇİVRİL’E GELECEK?”Erdoğan, artık yeni bir döneme girildiğine dikkat çekerek, şunları ekledi:
“Artık Denizli, İlçe Belediyesi değil, Büyükşehir Belediyesi oldu. ‘Başbakan Denizli’nin ilçe olduğunu nereden çıkardı?’ diyeceksiniz. Geçmişte il belediyeleri var ya, bunlar aslında merkez ilçe belediyesidir. 16 tane büyükşehir vardı; bunlar da İstanbul, Kocaeli gibi değildi. Sadece belli çapta ilçeleri kaplayan büyükşehirlerdi. Şimdi getirdiğimiz yasayla ilin mülki sınırlarını ve 750 bin nüfusun üzerinde olanları büyükşehir haline getirdik. Buna köyler dahil ama artık köy yok büyükşehirlerde, mahalle var. Şimdi Çivril’in 5 binlik nazım imar planını Denizli Büyükşehir Belediyesi yapacak. İlçe belediyesi, büyükşehir belediyesiyle bu konularda ters düşmeyecek. Altyapı, su, kanalizasyon birçok yerde ilçe belediyelerimiz bunları başaramıyor ama şimdi bunu büyükşehir belediyesi ele alacak. Niye bunu yaptığımızı anlıyor musunuz? Çünkü ben damdan düştüm. Büyükşehir belediye başkanlığından geliyorum. Neyi zor, neyin kolay olduğunu, yanlış olduğunu gördüm. Dedim ki, gelin bunu yapalım. Muhalefet bize, ‘Bunlar yanlış’ dedi. Anayasa Mahkemesi’ne gittiler. Şimdi bu muhalefet, hangi yüzle Çivril’e gelecek de ‘Bu işi en iyi biz yaparız’ diyecek? Hani kötü dediniz? Bu iş olmaz dediniz, Anayasa Mahkemesi’ne gittiniz. Şimdi hangi yüzle geliyorsunuz? Bilmezler bu işi.”(
















