ASLI AYDINTAŞBAŞ New York
Birleşmiş Milletler’in (BM) 68’inci Genel Kurulu görüşmelerine katılmak üzere New York’ta bulunan Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, kendisiyle beraber seyahat eden köşe yazarlarıyla yaptığı görüşme Ortadoğu’daki mezhep savaşlarından Suriye’deki El Kaide varlığına kadar geniş bir alanda soruları yanıtladı. Cumhurbaşkanı Gül, özetle şu değerlendirmeleri yaptı:* RADİKALLEŞİYORLAR: İç savaş öyle acımızdır ki, karıncayı ezmeyen insan her şeyi yapmaya başlar. Bir yerde gelmiş El Kaide ofis açmış ve her taraftan adam getiriyor değil. Burada böyle bir ortam yaratılınca, üzerinden kalkılamayacak işler çıkacak. Biz bunu müttefiklerle, ilgililerle çok konuştuk. Bugün yaşananlar hepsi bizim söylediğimiz şeyler. İnsanlar iyi niyetli, önce buradaki zulmü durdurmak için gider. Ama o ortam onu radikal sonra terörist yapar.
Bu böyle bir süreç, böyle bir olgudur. Başında birkaç yüz kişiyken birkaç bin, sonra 10 binler olur. Açık söyleyeyim. Arkadaşlar teknik seviyede kendi muhataplarıyla uzun uzun konuşuyorlar. Bizim içinse hayati bir iş bu. Onun için bu kadar gayret sarf ediyorlar.
* SINIR İKAZI YAPTIM: (Suriye’deki ‘Nusra Cephesi ve diğer gruplara Türkiye’den giden var mı?’ sorusuna cevaben) Olabilir. Devletin bilgisi içinde gidemez. Tank topla sınırı beklediğimiz halde, teröristin bile girmesine mani olamıyoruz. Ben de herkesi ikaz ettim aman dikkatli olalım, diye. Zor bir dönem, bunlar zor işler.
* PYD LİDERİNE UYARI: Yakınınızda bir oluşum varsa ister istemez göreceksiniz. Ama o oluşumun başkanının yurtdışı konuşmaları ve Sayın Başbakan için ettiği lafları duydum. Her zaman dikkatli olmak lazım. Görüşmeler doğru yönlendirmek elzemdir. Aklıselimi göstermek için. Bizim hiçbir zaman başka Kürtlere alerjimiz yok. Onları Türkiye’nin akrabaları olarak görürüz. Ama bu ayrı bir şey, terör bağlantısı içinde olanlar ayrı bir şey. Suriye Kürtleri de hepsi bir çatı altında değil. Herkesin doğru iş yapmasını sağlamak için görüşler, temaslar olması gereken şeylerdir.
* POLİTİK PLANLAMA: (Son dönem PKK cephesinden gelen olumsuz açıklamalar sorulduğunda) Yapılan açıklamalardan öncesini zaten ilgili birimler bize veriyor. İşin bir PR (halkla ilişkiler) yanı, bir de gerçek yanı var. Yapılan açıklamaların bir kısmı politik planlama çerçevesinde yapıyorlar.
* BM’DE KİLİTLENME VAR: BM Güvenlik Konseyi, etnik ve dini olarak da tam temsil kabiliyetine kabil değil. Konseyin reformu için çalışmalar var. Ama bir kilitlenme var. Anayasanız kötü de olsa, yeni bir anayasa yapılana kadar geçerlidir. Burada da öyle. Herkes bu kanunlar kötü dese de yerine bir şey gelene kadar ona riayet etmek gerek. Dünya vicdanında çok itibar kaybı oldu. Güvenlik Konseyi tıkandığı için artık ‘uluslararası hukuk’ atlanıyor ve ‘meşruiyet’ diye bir kural çıkıyor. Balkanlarda olan buydu. ‘Evet, uluslararası hukuka uygun değil ama bu katliam devam etsin mi?’ diye, hukukilikten [ahlaki] meşruiyete kayan bir uygulama var. Ama şu bir gerçek ki, uluslararası platformda BM’nin kredibilitesi kalmamış vaziyette. Bugün bazı ülkeler askeri müdahaleye karşı çıkarken, bir bakıyorsun birkaç yıl önce askeri müdahalenin en sertini yapmış kendisi.
* KORKU DUVARINI AŞTI: İslam dünyasındaki kuruluşlar içinde bölünmeler var. Suriye ve Mısır krizinden sonra çok fazla kendi içinde bölünmeler oldu. Batı tarihte çok acılar çekti, çok kan döküldükten sonra problemleri önleyici bir diplomasi geliştirdiler. Nihayetinde bir olgunluk gerektiriyor. İslam dünyasında henüz yok.
Bizim arabuluculuk, kolaylaştrıcılık faaliyetlerimiz bu yüzden son 10 yılda çok yoğunlaşmıştır. İslam dünyasındaki sorun neticesinde liderlerle ilgili. Kendi ülkesindeki değişime öncülük etmek yerine, kandırmaya, yönelince, ‘çok az, çok geç’ noktasına geliyor olaylar. Ama İslam dünyası korku duvarlarını aştı. Onun için ne olursa olsun geri dönüş olmaz.
* ORTA ÇAĞ YAŞANIYOR: Avrupa’nın Orta Çağ’da yaşadığını İslam dünyası şimdi yaşıyor. ‘Sünni olsun da, diktatör olsun, zalim olsun.’ Ya da bir Şii her türlü gaddarlığı yapacak, sadece Şiilik adına onu tutacaksın... Bunlar ilkelliğin göstergesi. Bu Ortadoğu için büyük bir tuzak. Ama bu bir iklim meselesi. Önce o iklimi oluşturmamak gerekir.
Onun için liderlerin o kutuplaşmayı önlemekteki rolü çok büyük. Bu tip şeylere girmeden önce çok düşünmek, her türlü çareyi denemek gerekiyor böyle bir ortama sürüklenmemek gerek.
















