CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın, “28 Şubat’ta sermayenin, yazılı ve görsel medyanın katkısı yok muydu? Onlar niye yargılanmıyor diye şaşıyorum” sözleri üzerine Aydın Doğan, Koç Holding ve bazı medya çalışanları hakkında suç duyurusu yapılmasını Hitler Almanyasına benzetti.
Kılıçdaroğlu, dün CHP Zonguldak milletvekili Mehmet Haberal ile Başkent Üniversitesi Hastanesi’nde tedavi gören eski bakanlardan Ali Rıza Uzuner’e yaptığı ziyaretin ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı. Kılıçdaroğlu’nun değerlendirmeleri özetle şöyle:PAKETİ AÇIKLASINLAR:
Masanın bir ucunda Abdullah Öcalan, diğer ucunda da Recep Tayyip Erdoğan var. İkisi görüşüyorlar, pazarlık yapıyorlar; toplumun bilgisi yok. Gerçekten demokratikleşme ise, bu paketin kamuoyuna açıklanması, tartışılması, görüşlerin alınması gerekir.DARBE YASALARI DEĞİŞMELİ:
Öyle anlaşılıyor ki bunlar kendi aralarında pazarlık yaptılar. Bir, iki noktada kuşkular var. Onları da giderecekler, apar topar parlamentodan geçirip, yasalaştıracaklar. Türkiye’nin demokratikleşmesinin önündeki engel, 12 Eylül askeri rejiminin getirdiği yasalardır. Bu yasalar değişmeden Türkiye’de sağlıklı bir demokrasi olmaz.BAŞÖRTÜSÜ İTİRAZI:
(Kamuda başörtüsü” düzenlemesine ilişkin) Yasalarla kılık-kıyafet düzenlenmez. Kılık-kıyafetin düzenlenmesi ile ilgili yönetmelikler vardır. O yönetmelikler şu anda uygulanıyor zaten. Yargıç, yargılama sırasında kürsüye istediği kıyafetle mi çıkacak? Var mı dünyada böyle bir örnek? Yok. Bakalım pazarlıklar ne oldu? Uzlaştılar mı uzlaşmadılar mı? Bunları göreceğiz ondan sonra kararımızı vereceğiz.BOYKOT DOĞRU DEĞİL:
(BDP’nin anadilde eğitim için okulları boykot çağrısına ilişkin) Doğru bulmuyoruz. Hele hele çocukları siyasete malzeme etmek hiç doğru değil.YETKİYİ HALKTAN ALDIK:
(Başbakan Erdoğan’ın, CHP’nin Mısır ziyaretini eleştirerek “Sen Mısır’a hangi sıfatla gittin?” açıklamasına ilişkin) Kendisi Başbakan olmadan önce pek çok yurtdışı seyahatine çıktı. Hangi sıfatla gitti? Önce onun hesabını versin. Biz Mısır’a da, Irak’a da Suriye’ye de halkımızdan aldığımız yetkiyle gidiyoruz.BAŞBAKAN’IN ELİ KİRLİ:
Herkes barış, bizimki savaş ister. Herkes huzur, bizimki kavga ister. Eli kirli. Bir Başbakan’ın eli kirli olmaz. Eline silah verip Suriye’ye gönderiyorsun, ‘git kardeşim öldür’ diyorsun. Eli kirli, yetmedi şimdi dili kirli.Niye yadırganmıyor:
(Başbakan Erdoğan’ın, “28 Şubat’ta sermayenin, yazılı ve görsel medyanın katkısı yok muydu? Onlar niye yargılanmıyor diye şaşıyorum” sözlerinin hemen sonrasında Aydın Doğan, Koç Holding ve bazı medya çalışanları hakkında suç duyurusunda bulunulmasına ilişkin) Hitler’in Almanyası’nda ‘Führer’e doğru’ diye bir kavram vardır. Hitler bir şey söyler, ertesi gün bütün bürokrasi ve milletvekilleri onu yerine getirmek için yarışır. Recep Tayyip Erdoğan, bir şey söylüyor onun milletvekilleri, onun bürokratları, onun savcıları, onun yargıçları onun söylemlerini yerine getirmek için çaba harcıyorlar.
Yargılamalar siyasetin isteği üzerine yapılırsa, o zaman Türkiye’de yargı bağımsızlığından söz edilemez. Yargı, tümüyle siyasi iktidarın emrinde. Dolayısıyla o bir talimat veriyor. Yargı da gereğini yapıyor.TARAFLAR DİNLENMELİ:
(Cami ve cemevi projesi ile ilgili) İnançlar siyasette kullanılmaz. Çatışarak doğruları bulamayız. Tarafları dinlememiz gerekiyor. Bir önyargıyla gidip ‘Şu suçludur, şu haklıdır’ demeyi doğru bulmuyorum.
Kılıçdaroğlu, dün CHP Zonguldak milletvekili Mehmet Haberal ile Başkent Üniversitesi Hastanesi’nde tedavi gören eski bakanlardan Ali Rıza Uzuner’e yaptığı ziyaretin ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı. Kılıçdaroğlu’nun değerlendirmeleri özetle şöyle:PAKETİ AÇIKLASINLAR:
Masanın bir ucunda Abdullah Öcalan, diğer ucunda da Recep Tayyip Erdoğan var. İkisi görüşüyorlar, pazarlık yapıyorlar; toplumun bilgisi yok. Gerçekten demokratikleşme ise, bu paketin kamuoyuna açıklanması, tartışılması, görüşlerin alınması gerekir.DARBE YASALARI DEĞİŞMELİ:
Öyle anlaşılıyor ki bunlar kendi aralarında pazarlık yaptılar. Bir, iki noktada kuşkular var. Onları da giderecekler, apar topar parlamentodan geçirip, yasalaştıracaklar. Türkiye’nin demokratikleşmesinin önündeki engel, 12 Eylül askeri rejiminin getirdiği yasalardır. Bu yasalar değişmeden Türkiye’de sağlıklı bir demokrasi olmaz.BAŞÖRTÜSÜ İTİRAZI:
(Kamuda başörtüsü” düzenlemesine ilişkin) Yasalarla kılık-kıyafet düzenlenmez. Kılık-kıyafetin düzenlenmesi ile ilgili yönetmelikler vardır. O yönetmelikler şu anda uygulanıyor zaten. Yargıç, yargılama sırasında kürsüye istediği kıyafetle mi çıkacak? Var mı dünyada böyle bir örnek? Yok. Bakalım pazarlıklar ne oldu? Uzlaştılar mı uzlaşmadılar mı? Bunları göreceğiz ondan sonra kararımızı vereceğiz.BOYKOT DOĞRU DEĞİL:
(BDP’nin anadilde eğitim için okulları boykot çağrısına ilişkin) Doğru bulmuyoruz. Hele hele çocukları siyasete malzeme etmek hiç doğru değil.YETKİYİ HALKTAN ALDIK:
(Başbakan Erdoğan’ın, CHP’nin Mısır ziyaretini eleştirerek “Sen Mısır’a hangi sıfatla gittin?” açıklamasına ilişkin) Kendisi Başbakan olmadan önce pek çok yurtdışı seyahatine çıktı. Hangi sıfatla gitti? Önce onun hesabını versin. Biz Mısır’a da, Irak’a da Suriye’ye de halkımızdan aldığımız yetkiyle gidiyoruz.BAŞBAKAN’IN ELİ KİRLİ:
Herkes barış, bizimki savaş ister. Herkes huzur, bizimki kavga ister. Eli kirli. Bir Başbakan’ın eli kirli olmaz. Eline silah verip Suriye’ye gönderiyorsun, ‘git kardeşim öldür’ diyorsun. Eli kirli, yetmedi şimdi dili kirli.Niye yadırganmıyor:
(Başbakan Erdoğan’ın, “28 Şubat’ta sermayenin, yazılı ve görsel medyanın katkısı yok muydu? Onlar niye yargılanmıyor diye şaşıyorum” sözlerinin hemen sonrasında Aydın Doğan, Koç Holding ve bazı medya çalışanları hakkında suç duyurusunda bulunulmasına ilişkin) Hitler’in Almanyası’nda ‘Führer’e doğru’ diye bir kavram vardır. Hitler bir şey söyler, ertesi gün bütün bürokrasi ve milletvekilleri onu yerine getirmek için yarışır. Recep Tayyip Erdoğan, bir şey söylüyor onun milletvekilleri, onun bürokratları, onun savcıları, onun yargıçları onun söylemlerini yerine getirmek için çaba harcıyorlar.
Yargılamalar siyasetin isteği üzerine yapılırsa, o zaman Türkiye’de yargı bağımsızlığından söz edilemez. Yargı, tümüyle siyasi iktidarın emrinde. Dolayısıyla o bir talimat veriyor. Yargı da gereğini yapıyor.TARAFLAR DİNLENMELİ:
(Cami ve cemevi projesi ile ilgili) İnançlar siyasette kullanılmaz. Çatışarak doğruları bulamayız. Tarafları dinlememiz gerekiyor. Bir önyargıyla gidip ‘Şu suçludur, şu haklıdır’ demeyi doğru bulmuyorum.
















